Farklılıklar ve ÇÖZÜM!

Bu sektörde farklı olanlar da oldu elbette.  Bilinçli farklılar mı bilmiyorum. Varan Kargo Tamamı ile tesadüf bir farklılıktır.

Bu kargo işleri benim anlattığım gibi kendi içinde debelenirken, Varan Otobüs firması dosya ve ufak paket taşımaya başladı, adına da “Varan Kargo” dedi. Fiyatlar kargo firmalarının bir tık üstünde. Gelip adresinizden almıyorlar, gönderinizi de alıcısı gelip Varan şubesinden almak zorunda. Yani adresten alma ve adrese teslim maliyetleri sıfır. İşin ilginci taşıma maliyetleri de sıfır çünkü otobüsün bagajına koyuyorlar paketleri. Çok fazla kargo olursa otobüsün arkasına bir römork bağlıyorlar. Otobüs zaten gidiyor gideceği şehre. Hemen hemen sıfır maliyetle inanılmaz paralar kazandılar. Artık otobüs bagajında kargo taşımak yasak. Niye yasak hiç anlayamıyorum. Ajlan, Express Kargoyu otobüs bagajlarında başlatmıştı.

Varan Kargo ne zaman ki “gerçek kargo” (ne demekse?) yapmaya çalışıp diğer kargo şirketlerine benzediyse, zarar edip kapattılar.

Şikayetlere bakınca, Türkiye’de kargo işinin “doğru” yapıldığını söyleyebilmek mümkün değil. Öylesine yanlışlar yapılıyor ki e-ticaret firmaları kendi dağıtım şirketlerini kuruyorlar ve bunun için büyük paralar harcamalarına rağmen “efsane cuma” günlerinden tertemiz çıkamıyorlar.

Bu noktadan sonra çözüm var mı?

Tabi ki var.

Çözüm:

Segmentasyon.

Kargo işi o kadar büyük bir lokma oldu ki, bir kerede ısıracak bir ağız mevcut değil. Parçalara böleceksiniz. Küçük lokmaları doğru ağızlarla ısıracaksınız. Şirketinizi kolayca ısırılabilecek lokmalara böleceksiniz. Hukuki ve mali olarak değil, yönetim açısından böleceksiniz. İlk iş dosya dediğiniz zarfları ayırmak olmalı. Zarfların şehirlerarası taşıması hiçbir şekilde sıkıntı değil. Bu konuda diğer organizasyonlarla iş birliği yapmakta da sıkıntı yok.

Sanayi müşterileriniz tamamı ile ayrı bir organizasyonda yönetilmeli. Onlar, farklı bir hizmet istiyorlar çünkü. Onlar gerçek anlamda “Lojistik Hizmet” istiyorlar. Zarf müşterileri böyle bir hizmet istemiyorlar.

E-Ticaret müşterileri ise bambaşka bir segment. Bambaşka yönetilmeli. E-ticaret kargosunu aldığınızda evrakı ve etiketi müşteri tarafından hazırlanmalı ve kolinin üstünde olmalı. Kolinin üstündeki karekodda hangi kamyona yüklenebileceği yazmalı. Hangi araçla, saat kaçta müşteriye teslim edileceğini hesaplayabilmeniz lazım. Gelen kolilerin sayısının kapasitenizi geçmesi durumunda, yazılım, CEO’nun poposuna elektrik vermeli ve uykusundan uyandırabilmeli. Araç, kurye bulunması lazım.

Şu anda herkesin uyanması lazım artık. Bu sektör bambaşka bir sektör ve bu sektöre para yatıranlar çok büyük paralar kazanacaklar.  Bunun için e-ticaret firmalarının kullanacakları yazılımları siz üretmeli ve onlara bedava vermelisiniz.

7/24 simgesi rüyanıza girmiyorsa, Pazar sabahı, bir adamın sevgilisine bir gül teslim etmeyi taahhüt etmeyi hayal edemiyorsanız, lojistik sektörü artık size göre değil demektir.

Bu sistemleri tepeden yönetebilmek için tek çareniz var: Yazılım.

Şu anda kullandığınız yazılımı çöpe atıp, yepyeni bir yazılım üretmeniz lazım. Kullandığınız barkod sistemini terk edip 4000 karakter depolayabilen karekod sistemlerine geçmeniz gerek. Taşıma evraklarınızı yeniden tasarlamalı, hatta hepsini yok etmelisiniz. Kullandığınız barkod okuma cihazlarını çöpe atmalı, her şeyi mobil uygulamalarla halletmelisiniz. Teslimatta imza almak (zaten almıyorsunuz) bitti artık. Kuryeleriniz bunu anladıkları için imza almadan gidiyorlar. Ama müşterinin, kapının bir fotoğrafını çekebilirler. Hatta müşteriyle selfie bile çekebilirler. (Şaka falan değil!)

Bu devrimi gerçekleştiremezsiniz, yok oluşa evrileceksiniz.

Çözüm var, ama bunları yapabilecek vizyona sahip patronlar ve yöneticiler var mı bilmiyorum.

Kendim için dilediğim şeyi, sizler için de diliyorum.

Tanrı Türkiye’de herkese sipariş verdiğini ertesi gün (daha iyisi gün içinde) teslim almayı nasip eylesin.

Amin.